8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Bugün artık anlamı  “en azından” erkeğe eşit seviyeye yaklaştırmaya çalışmanın simge günü. Kadına şiddetin, dışlanmışlığın, aşağı görülmenin, toplumda “etkin olma yerine edilgen” olarak tutulmasının önüne geçmek için en önemli simgelerden biri. Bir simge daha vardı tüm dünyada kabul edilmiş;  İstanbul Sözleşmesi. Ve adını en değerli şehrimiz olan İstanbul’dan alan bu sözleşmeden bir gece aniden, sessizce, bir hamle ile çıkıverdiğimiz sözleşme.

8 Mart günü aslında adı “ Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nden alsa da artık yaygın kullanımı Dünya Kadınlar günü olmuştur. Çünkü kadın artık sadece emekçi insan değil aynı zamanda yönetici, iş sahibi, siyasetçi, sanatçı ve hatta pilot vb. birçok meslekte olabiliyor. 

Wikipedia’ya göre Dünya Kadınlar Günü olarak 8 Mart gününün belirlenmesine muhtelif iddialar var:

Bunlardan biri, Rusya'da çarlığın yıkılmasına yol açan 1917 Şubat Devrimi'nin 8 Mart günü yapılan kadın yürüyüşü ve grevleri ile başlamış olması.
Bir diğeri 8 Mart 1908'de ABD'nin New York kentinde kadın işçilerin öncülüğünde sendikal haklar ve kadınlara oy hakkı talepleriyle düzenlenen miting.
Başka biri iddia 8 Mart 1857'de ABD'nin New York kentindeki bir tekstil fabrikasında grevci işçilere polisin saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin kurulan barikatlar nedeniyle kaçamamaları sonucunda 120 kadın işçinin ölmesi.
Yine bir başkası 25 Mart 1911'de New York'ta gerçekleşmiş Triangle Gömlek Fabrikası yangınıdır

Kadınlar gününün 8 Mart seçilmesindeki sebep veya sebepler hangisi olursa olsun asıl sorun neden böyle bir günün seçilmesinin gerekli olduğudur. Neden kadın duyarlılığı yaratılması gerekiyor. Neden onların 2. Sınıf insan olmadığını, neden erkekten sonra gelmediğini belirtmek; kafalara sokmaya çalışmak gerekiyor.

“Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar” diyen Atatürk, gerçek soruna ve çözüme parmak basmış olabilir mi? Analarımız babalarımızdan daha aydın, daha erdemli, daha saygın olsaydı daha iyi yetişmiş bir toplum olmaz mıydık?

İlkel toplum zamanlarından sanayi devrimine kadar geçen süreçte, toplumlar çoğunlukla anaerkil olarak yaşarken dünya birden bire neden ataerkil bir dünyaya dönüştü? Ananın etkin, başat, söz sahibi olduğu, düzenin temelini kadınların oluşturduğu ve hatta kadının üstün görüldüğü anaerkil düzen devam etse daha mı iyi olurdu?

Bu yazım vesilesi ile tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlarım. Kadının erkekle her alanda eşit olduğu, “sözde değil ama uygulamada ve bilinçte” eşit olduğu bir dünyaya kavuşmak dileğiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Alpdoğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.