GİTMEK GEREK!

Yazıma başlamadan önce yazımın özele değil, genele olduğunu ve yaptığım gözlem neticesinde ki fikirlerimi sizlerle paylaşmak istediğimi belirtmek isterim. Yani yazımı kimse üzerine alınmasın!

Sizi bilmem ama ben şahsen zamanı gelince bazı bulunduğumuz yerlerden sessiz sedasız gitmek ve bir diğer isme fırsat vermek gerekir diye düşünüyorum.

Yeni isimlere, farklı yüzlere, genç yeteneklere imkan sunmak, ön ayak olmak gibi mesela!

Aynı yüzleri görmekten, aynı isimleri duymaktan, aynı sesleri işitmekten sizi bilmem ama bana gına geldi!

Televizyon ekranlarında aynı kişiler, tüm alanlarda aynı isimler. Hani meşhur bir iki söz vardır ya kabak tadı verdi, bal yiyen baldan usanır diye durum aynen öyle oldu!

Ne ulusal kanallarda, ne yerel de bir iki dizi, belgesel programları ve haberler dışında hiç bir programı izlemiyorum. Açıkçası izleyecek bir şey de bulamıyorum.

Aynı yüzler, aynı formatlar, aynı isimler, her şey birbirinin aynı, farklı hiç bir şey yok! Açıkçası ben kendi adıma her alanda yenilik istiyorum, hem de hemen her yerde!

Çok iyi gözlem yaparım ve ben etrafıma baktığımda, her yerde aynı simalar, her yerde aynı isimleri görmek istemiyorum yeter ama artık, biraz başkalarına da fırsat vermek gerekmez mi?

Siyasette, sivil toplum kuruluşlarında, meslek örgütlerinde, oda temsilciliklerinde, derneklerde hep aynı isimler gündemde!

O koltuğa oturan kalkmayı, hasbel kader bir yere getirilen ise gitmeyi bilmiyor. Çok merak ediyorum vazgeçemediğiniz nedir? bana da söyleyin Allah aşkına!

Benim için bir yerlerde olmak demek veballi bir işi omuzlamak demektir!

Çünkü bir yerlere gelen, getirilen, bir koltuğa oturan kişi yada kişilerin adaletli davranması, kılı kırk yarması, ince düşünmesi, kırıp incitmemesi gerekir! Hz. Ömer'in adaletini omuzlarına yüklemesi gerekir! Yanlış mı düşünüyorum?

Günümüzde artık hemen hemen her alanda babadan oğula, kardeşten kardeşe kazanılan saltanat ne yazık ki padişahlık gibi sürdürülmeye devam ediyor.

Bu saltanat süren isimleri ise nerede ne yapılsa listenin baş köşesinde görmemeniz ne mümkün! Onlar artık ahtapotun kolları gibi her yeri sarmış haldeler.
Nazicazen fikrime gelince biraz da başkalarına fırsat vermeye ne dersiniz. Az bi kenara mı çekilseniz. Bu ne dünya hırsı böyle! Yetmedi mi daha tatmin ettiğiniz egolarınız? Ben şuyum, ben buyum diye herşeyi yapmayı kendinize hak görmeleriniz? Yarabbim bu ne megalomanlık böyle demeden kendimi alamıyorum.

Acaba benide bir yerlere getirseler, yani bir koltuğum olsa bende mi böyle olurdum diye düşünmeden edemiyorum.

Neyse ki, 23 Nisan yaklaşıyor belki geçici bir koltuk bende bulurum, birde koltuğun diğer tarafından bakarım hayata, o taraftan bakınca durum nasıl onu görmüş olurum.

Belki bende bir daha bırakmam oturduğum o koltuğu belli mi olur? İşin şakası bir yana...
Ben fazla hırsın sonunu hiç iyi görmüyorum.

Yeri ve zamanı gelince her yerden biraz geri çekilmek, sevilirken sayılırken, tadında tuzunda bazı şeyleri bırakmak gerek diye düşünüyorum! Ya siz? Saygıyla...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selda Avcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.