ADANA…


Bu haftaki köşemizde dağları, yaylaları, ovaları ve deniz kültürü ile iç içe olan yemek kültürün yanında çok sayıda özel ve başarılı insan yetiştirmiş olan Adana’mızdayız.
Adana mutfak kültürü bu topraklarda yaşayan sayısız medeniyet ve bu medeniyetlerin deneyimlerinden biçimlenmiş ve kuşaktan kuşağa aktarılmış önemli bir değerdir. Adana, tarih boyunca yukarıda bahsettiğim muhteşem coğrafi koşullar ve verimli topraklar nedeni ile en fazla göç alan şehirlerimizin başında gelir. Dışarıdan ve içeriden alınan bu göçler birçok faklı halk ve mutfak kültürünün çeşitli yörelerden Adana’ya taşınmasını sağlamış ve bu denli zengin, lezzetli Adana mutfağının oluşmasına katkıda bulunmuştur.


Çalışkan ve üretken Adana insanı kültürel miras aldığı bu çok çeşitli mutfağı kendi yetenekleri ve yaratıcılığı ile geliştirmiş ve kendi damak zevkine uygun özgün bir Adana mutfağı yaratmıştır. Dünyanın en önemli mutfaklarından biri olarak kabul gören ve geleneksel Türk ve Akdeniz Mutfağının birçok özelliğini içerisinde barındıran Adana mutfak kültüründe; acı, ekşi, narenciye, deniz ürünleri, zeytinyağı ve yeşillikler sıkça kullanılmaktadır. Adana Mutfağında et oldukça önemli bir malzemedir ve mutfak ürünlerinin çoğunda et kullanılmaktadır.  Adana mutfağındaki çeşitliliklerin başında hamur işi ve ekmek gelir. Bulgur ve un en fazla kullanılan malzemelerdir. Her mevsim Adanalı Kadınlarımız ekmek sacında yufka, tandırlarda tandır ekmeği pişirir.Zırhla çekilen bol yağlı koyun etinden yapılan kıyma kebabı adı verilen Adana kebabı ve içli köfte ise özel gün ve bayramların vazgeçilmez yemeğidir.
Adana mutfağı söz konusu olunca şalgamdan bahsetmemek olmaz. Kebabın yanında içecek olarak kullanılan şalgam eğer bir Fransız ya da İtalyan mutfağının malzemesi olsaydı dünya yıldızı olabilecek bir milli değer haline dönüşürdü. Fermante ürünlerin ne kadar faydalı ve sindirim sistemi açısından ne kadar gerekli olduğunun tartışıldığı şu günlerde şalgam, lezzetli ve her yemeğe eşlik edebilecek bir içecek olup, kullanımı halkımıza özendirilmelidir. Yaz aylarının vazgeçilmez tatlısı olan rendelenmiş buz, pişmiş nişasta, pudra şekeri ve şerbetten oluşan bici bici tatlısı rahatlıkla fabrikasyon dondurmaların ve şeker şurubuyla yapılan tatlıların yerini alabilecek Türk mutfağı açısından değeri olan ve hak ettiği yeri bulamamış Adananın yöresel lezzetlerinden bir diğeridir.

Adana’ya yaz aylarında yolunuz düşerse bici bici tatlısı ve kebap yiyip serinleyeceğiniz ender yerlerden biri Baraj Gölüdür. Bir başka önemli sembol ise manzarasına doyamayacağınız ve Adana’nın her yerinde fotoğraflarına rastlayacağınız Seyhan ve Yüreğir’i birbirine bağlayan Taş Köprüdür.

Geziniz sırasında Adana’ya dair hemen hemen her şeyi bir arada bulabileceğiniz içerisinde kazancılar,bakırcılar, restoranlar ve lokumcuları barındırdan tek yer Kazancılar Çarşısıdır. Şehrin bir başka sembolü ise Büyük saattir. Büyük saatin karşısında yer alan Çarşı Hamamı ise 1529 yılından beri açıktır. Hemen Ceyhan Nehri kıyısında bulunan Misi antik kenti ise ondan fazla medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yine Akropol surları, hamam, su kemerleri ve Dokuz Gözlü Taş Köprü halen daha yaşatılabilen nadir eserlerdendir. 12 yüzyıldan kalan Yılan Kale, ipek yoluna bekçilik yapan önemli yerlerden birisidir. Hatırlatmadan geçemeyeceğim önemli bir detay; Yılan kale restoranda yiyeceğiniz kızarmış tavuğun lezzetini asla unutamayacaksınız. Yine 1912’de almanlar tarafından inşa edilen ve James Bond filmlerine ev sahipliği yapan Varda köprüsü, Karaisalı ilçesinde, 99 metre yükseklikte, 200 m uzunluktadır.

Bu kadar gezmekten yorulduysanız tam da buralara kadar gelmişken kebap yemeden dönmek olmaz. Adana’da hemen hemen her restoranda kebap mevcuttur.
Her ilimizde olduğu gibi Adana mutfağında da zamana ve modern hayata uyum sağlama adına mutfak kültüründe değişiklikler meydana gelmiştir. Günümüzde aile bireylerinin beraberce birçok şeyi paylaşarak birlikte yemek yeme alışkanlığı giderek azalıyor hatta yok oluyor. Sıcak yemek yeme alışkanlığı yerini hızlı yemeğe, tost, hamburger gibi hazır yemeklere bırakıyor. Kolay yemekler geleneksel ve sıcak yemeklerin yerini alıyor. Bizim öz kültürümüz olan hamurlu ürünler, yağlı yemekler, hamurlu tatlılar yerini hiçbir zorluk gerektirmeyen modern mutfak adı altında aslında sağlıksız ve bizi biz yapan yemeklerden uzaklaştırıyor. Bu anlamda bu değerlere önem veren, bu alanda çalışma yapan araştırmacı sayısı da maalesef gitgide azalıyor.
Adana mutfağı ve halk kültürüne emeği geçmiş en önemli akademisyenlerin başında Prof. Dr. Erman Artun gelir. Artun, Adana mutfağının envanterinin çıkarılması ve unutulmaya yüz tutmuş mutfak geleneklerinin, halk kültürlerinin korunması amacıyla çok ciddi çalışmalar yapmış ve makaleler kaleme almıştır. Adana mutfağının sadece yemeklerin pişirilmesinden ibaret olmadığını göstermiş, sofrada kullanılan eşyalardan, sofra adabına, özel gün yemeklerinden, kaybolan geleneklere kadar unutulmaya yüz tutan Adana mutfak kültürünü parlatmıştır.
Her ilimizden bu türlü değerler çıkmalı ve bu değerlere de devlet ve halk tarafından sahip çıkılmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tahir Tekin Öztan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.