Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Haftası Berlin’de de Kutlanıyor

"İnsan onuru dokunulmazdır." Federal Almanya Devletinin ilk anayasanın 1. Maddesi bunu insan ayırmaksızın anayasa kitabına birinci madde olarak koymuştur.

 Uluslararası ırkçılıkla mücadele haftası 15. Mart tarihinde başlayarak – 28. Mart’a kadar birçok aksiyonlarla Almanya ve Avrupa genelinde de devam etmektedir. Birleşmiş Miletlerin 21 Mart gününü Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Günü olarak ilan etmişlerdir. Spandau semtide belediyesi ile birçok sivil kuruluşuyla ırkçılığa karşı tavrını düzenledikleri birçok etkinliklerle göstermektedir. Son yıllarda Berlin semtlerinde de ırkçılığın her çeşidi, yabancı düşmanlığı, sağ görüşler, ayırımcılık ve antisemitizm artış gösterdi. Irkçı saldırılara ve dışlanma gibi her türlü insanlık dışı davranışlara, katliamlara maaruz kalanları anmak adına vede bu ırkçı eylemlerin tekrarlarının olmaması için hep birlikte dayanışma içinde olmalıyız. Benim başıma gelmez diye düşünmeleyelim ya da bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyetiyle yaşarsak; şunu unutmamalıyız ki o yılan birgün gelir sizide sokar.

1998 yıllından bu yana birçok vakıflar aşırı sağcılık, ırkçılık ve antisemitizmle mücadele için kurulmuşlardır. Bunlardan bir kaç tanesini örnek olarak verecek olursam; Amadeu Antouio Vakfı, FC. Flick Vakfı, Hatrılama, Sorumluluk ve Gelecek Vakfı vede Almanya’ da Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Haftasını 2016’ dan bu yana Irkçılıkla Mücadele Vakıfı (Stiftung gegen Rasismus) düzenlenmektedir. Irkçılıkla karşı mücadele haftasının düzenli ve kalıcılığı için Interkulturellen Rat e. V. yardım kuruluşunu kurmuşlardır. Kaynak: ( https://falkenhagener-feld-west.de/ - https://www.deutschland.de Çeviri: Nergiz Karakuş)

Spandau semtinde de Uluslararası Irkçılıkla Mücadele  haftası 15 – 28. Mart 2021 Spandau belediyesi, Quartiesmanagement Falkenhagener Feld West, BENN (Berlin Entwickelt Neue Nachbarschaft) ve bir çok sivil kuruluşları tarafından bu haftalarda bir çok aksiyonlar ve etkinliklerle dayanışma adına destek verilmektedir. Bu aksiyona destek vermek isteyenler, bu konuda duruşunu göstermek isteyenler, sözleriyle, yazılarıyla ve kısa videolarıyla Facebook gibi tüm internet sayfalarında paylaşabilirler. Bunun için gereken malzemeleri tebeşir, bir çok dillerde anketler ve afişleri Quartiersmanagement ve belediyelerden temin edebilirler.

 Örneğin tebeşirlerle caddenize, okul ve kreş önlerine ırkçılık karşıtı yazılarınızı yazarak bunları resimleyerek Quartiersmanagement email adresine göndererek onların sayfalarında paylaşmalarını sağlayabilirsiniz. Kendi internet sayfalarınızda da paylaşarak ırkçılığa semtinizde, okulunuzda ve anaokullarında ırkçı kişilere, yöneticilere, öğretmen ve eğitmenlere ve bu ırkçı davranışlara yer vermeyeceğinizi vede onlardan korkmadığınızı gösterebilirsiniz. Bizler Spandau semti oturanları olarak ırkçılığa, yabancı/insan düşmanlığına karşı tavrımızı gösteriyor, bu sebeple ‘Spandau insanlık ve hoşgörü için ayağa kalkıyoruz!’ sloganı ile duruş sergiliyoruz. Sizlerde sloganınızı sayfalarınızda paylaşın, sokaklara tebeşirle yazın.

 Okullarda ve Anaokullarında/Kreşlerde de köken dillerinin yasaklandığını, insanlar arasına senlik ve benlik gibi ırkçı tohumların ekildiğini duyuyor ve bazen birebirde tanık oluyoruz. Bu duruma geçit vermemek için birlik bilinci ile yaşamalı ve haklarımızı çok iyi bilmeliyiz. Bazen ailelerde haklarını bilmediklerinden kreş ve okularda köken dili yasağını duyduklarında kaderlerine boyun eğiyorlar ya da çocuğum almanca daha iyi öğrensin diye bu yasağa bir nevi pasif destek veriyorlar. Bu doğru bir tutum değildir, yasakla ve baskıyla hiç birşey öğrenilmez. Köken dilinin ikinci dili öğrenmede çok önemlidir, anadilini iyi öğrenmeyen ve konuşması yasaklanan kişi asla bir diğer dili tam anlamıyla öğrenemez. Bu bilimsel olarakda dil bilimciler tarafından ispatlanmıştır. Köken dilinin yasaklanması asimile ve ırkçı bir yöntemidir, ayrıcada sizin ve çocuğunuzun benliğini, kimliğini tanımamaktır. Tabiki okularda ve anaokularında resmi dil almancadır, ama yeni alıştırma evresinde, dili bilmeyen ebeviyenlerin ve çocukların ikinci dil almancayı öğrenene kadar kendi dilini konuşma ve desteklenmesi bir insan hakkıdır. Ayrıca çocuklar ve gençler kendi aralarında kendi köken dillerini konuşma haklarına sahiplerdir, sadece karşılıklı hoşgörü için almancayı iyi derece bilen büyük çocukları ve gençlere yanında o dili anlamayan alman ya da başka kökende biri varsa, ortak dil olan almancayı mümkün olduğunca konuşmalarını zorlamadan teşvik edebiliriz. Birleşmiş Milletler anlaşmasında (UN Kinderrechtskonvention) (1989) çok dililiğin gerekliliği çerçevesinde  bu kanun (Art. 29(1.c) ve Art. 30) maddelerinde kesinleştirilmiştir. Bu nedenle hiç kimse sizin köken dilinizi yasaklayamaz.

Ayrıca Berlin Eğitim Programlarında da (BBP) köken dilinin ve kültürlerin önemi ve okullarda ve kreşlerde bu dillerin kabul edilmeleri, yaşatılmaları ve eğitim kurumlarında da köken dillerini kullanmaları, farklı dillerde kitaplar, eşyalar vs. vede onu yaşamaları imkanları verilmelidire yer vermişlerdir. İdeolojik olarak tarafsız eğitim ve öğretim programı resmi olarak yazılmıştır.

 

Okullarda ve Anokullarında yabancı kökenli eğitmenler, öğretmenler ve çalışanlar kendi köken dillerinde ki ebeviyenleri eğitim programı, günlük bilgi alışverişlerinde sizi destekleyebilirler. Birçok okul ve anokullarında yöneticiler ve çalışanlar tarafından köken dillerinin yasaklandığına şahit oluyor ve duyumlar alıyoruz. Bu yasak bu konuda ki bilgi eksikliklerinden ya da ırkçı bir düşünceden dolayı yapılır. Ailelerinde almanca öğrenmeleri gerektiği gibi düşünceleri öne sürerek, ailelerde almanca konuşulmaya zorlanmaktadırlar. Göçmen ve yabancı kişiler hakları, kendilerini ifade edebilmeleri ve entegre olmaları için tabiki yaşadıkları dilli öğrenmeleri önerilir. Bunu yasaklayarak, baskıyla asla başarılı olamazlar ve dilli öğretemezler. Onların köken dillerinide konuşmalarına izin verilirse, onların dillerine, dinlerine ve kültürlerine ilgi vede hoşgörü gösterilirse bu amaca ulaşılır. Baskılar bir ırkçılığın ve ayırımcılığın göstergesidir. Etki tepkiyi doğurur. Kendi kültürü ve dili kabul görmeyen bir birey, diğer bir dille ve kültüre kendini açmaz. Karşılıklı anlayış ve  kabul olursa olur. Dil demek kültür demektir, dil bir halkın/bireyin kültürünü temsil eder. Bu nedenle önce o bireyi çeşitliliği ile kabul etmeliyiz. Her dil, kültür, insan, inancı ve değerleri ile özeldir ve farklıdır. Farkındalıkları sevmeli ve demokrasi çerçevesinde beraberce barış içinde yaşamalıyız.

 Bu tür ayırımcılığa, ırkçı saldırılara, köken dilinizin yasaklanması gibi durumlara mahruz kaldığınızda gereken yerlere şikayete bulunarak hakkınızı savunarak, bu ırkçı insanlara karşı haklı duruşunuzu gösteriniz. Irkçılık ve ayrımcılığa maruz kaldığınızda Federal Ayırımcılıkla Mücadele Merkezine, semtinizin Irkçılığa Karşı kuruluş (Registerstelle) başvurabilirsiniz ve Quartiersmanagementler de şikayetlerinizde sizlere yardımcı olurlar.

 ‘Kein Platz für Rassismus/ Irkçılığa yer yok’ Berlin bu sloganla tepkisini ırkçılara ırkçı karşıtları olarak gösteriyor. İnsanların biribirini kınamadığı, sevgi, saygı, hoşgörü ve barış içinde gökkuşağı renkleri ahenginde kucaklamalarını diliyorum.

Bizde hoşgörünün ve sevginin büyük öncüsü Mevlana der ki: ‘Onun şekline, rengine bakma; azmine ve maksadına bak! Gel, gel ne olursan ol gel!’. Hiçbir insanı ayırmadan sevgi ile kucaklamış ve kabul etmeyi özlü sözleri ile vurgulamıştır. Hiçbirimiz dışlanmayı, ayrıştırılmayı ve rengimizden, dilimizden dolayı horgörülmeyi hak etmiyoruz. Sen bensin ben senim, sen de kendimi, sense kendini bende görebilirsin. Bizler birbirimizin aslında bir yansımasıyız. Kimi kimden ayırabiliriz ki? Biz bilincinin dünya ya ekilmesini diliyorum.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nergiz Karakuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.