Farkında mısın?

Selamlar sevgili okurlar,

     Şu an “bakikalacakolanbukubbedehoşbirsâdâimiş.” cümlesini okumadan geçtin değil mi? Çünkü tahammülün yok. Zamanın yok, öyle mi? Belki de hayatındaki diğer şeyleri de kaçırıyorsundur. Hadi bana bir kulak ver.

     Evinin girişindeki portmantoda kaç tane asacak yer var? İşyerinde sekreter masasının arkasında duran o çiçeğin rengi nedir? Kitaplığındaki o kitabın yanında neler var? Bu soruların birçoğuna sanki tam anlamıyla cevap veremedin gibi sevgili dostum.

     Bizler her gün yaptığımız aktivitelerde bazen hayatı kaçırdığımızın farkında mıyız acaba?  Hayatın telaşesinden bazen en güzel anlarımızda asla bizler o anda değiliz. Özellikle son zamanlarda da batı toplumlarında popüler hale gelen bu farkındalık meselesine bir de biz göz atalım istedim.

      Özellikle ceplerimizde taşıdığımız ve sosyal(!) medya ikliminin gezdiği cep telefonları bizi sosyallik adı altında yalnızlığına ve farkında olmamaya itiyor. Yıllardır yaşadığımız sokağımızın ağaçlarından bihaberiz, işyerimizde çalışan hanımefendinin isminden ve yüzünden de öyle. Her gün oturduğun evin arkasındaki lambaderin yerinden emin misin? Aldığın nefesin, atan kalbinden emin misin? Bizler bu ahenkli dünyanın ahenkli canlıları olarak yaşadığımız her ânı es geçme, görmezden gelme eğilimindeyiz. Bazen aldığımız nefesin de farkında olmuyoruz. Maddi hırslarımız,  öz-şefkatten yoksun ruhlarımız güzel görünen bedenlerimizin içinde hapsolup kalmış durumda. Bedenlere yeterince önem verirken ruha yatırım yapmıyoruz sevgili okurlar.

      Güzel, makyajlı ve onlarca bakım yaptığınız bedenlerinizin içindeki farkındalığı olmayan ruhunuz oradan kurtulmanın peşine düşüyor aslında. Siz, sizden gitmeye çalışıyorsunuz farkında mısınız? Depresyona giriyorsunuz, takıntılarınız çoğalıyor, anksiyeteniz ( kaygı) artıyor, panik ataklarınız meydana geliyor. Sonra onarmak için doktor doktor geziyorsunuz. Ya da tedavi olmak yerine çevrenizdekilere ateş saçıyorsunuz. Annenin kalbini kırıyor, eşinin ruhunu incitiyor ya da çocuğunu dövüyorsun. Yani sen aslında, kendinden kaçıyorsun ey dostum.

      Bugün yemeğinizi yerken kapatın o telefonları ve televizyonları. Yemeğin verdiği ve sizde bıraktığı hazza odaklanın. Eşinize işten geldikten sonra sarılırken kuracağınız sofrayı düşünmeden yalnızca eşinize olan sevginizi hissetmeye çalışın. Bugün sokağınıza girdiğinizde sanki ilk kez giriyormuşçasına o sokağı seyredin. Çocuklarınızla zaman geçirirken kafanızdan borçlarınızı nasıl ödeyeceğinizin hesabını yapmayın. Hastalanmadan önce sağlığınızın farkına varın. Kısacası sizler evvela kendinizin farkına varın. Aldığınız nefesin farkına varın. Mal ve mülkün sınırı yok. Artık kafanızı kaldırın ve göremediklerinize bakın. Hayat geçiyor. Bizlere baki kalacak olan bu kubbede hoş bir sâdâ ise, önce kafamızı göremediklerimizden veya görmek istemediklerimizden kaldıralım. Evvela bu kubbeye bakalım.

     Hadi geçici şeyleri bir kenara bırakalım ve bize baki kalacaklara odaklanalım. Artık farkındasın.

Var olun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.