İstemek Başarmanın Yarısıdır!

İstemek başarmanın yarısıdır derler. Biz bir işi yapmayı kafamıza koyduktan sonra, artık tamamen onu başarmak için odaklanırız değil mi? Şahsen benim mal mülk, para pul, makam mevki gibi ne bir kaygım, ne de bununla ilgili bir hırsım bu yaşıma kadar hiç olmadı, bundan sonra da olmaz diye düşünüyorum. Ama konu iş olunca işte o zaman işin boyutu değişir çünkü başaramamak diye bir kavramı ben kesinlikle kabul etmem. Başarısızlık benim hayatım da yer alamaz.

Bir işe başladıysam onu ya başaracağım, ya başaracağım. İşim konusunda acayip derecede hırslı olduğumu beni yakından tanıyan herkes bilir. Başaramayacağım hiçbir işin başına geçmem. Başaracağımdan eminsem de onu asla başarmadan bırakmam.

"Ne zaman ki düşmanlarım çoğaldı, ne zaman ki iyiliğim kötülük olarak anlaşıldı, anladım ki ben doğru yoldayım." Şems-i Tebrizi

Başarılı olduğumuz işlerde herkesin bizi alkışlamasını beklemek yanlış olur. Mutsuzken yanında olan değil, başarılıyken ve mutluyken, yanında olan senin gerçek dostundur. Başarının hazmı zordur. Bu duruma çok yakından şahit olan biri olarak net bir şekilde konuşabilirim. En sevdiklerim diye bildiklerim meğer benim hiçbir şeyim değillermiş. Onu anladığım anda hemen etrafımda ki insanların sayısını azalttım. Benim başarımı kabullenemeyen insanın benim hayatımda yeri olmaz, olamaz da…

Yaşamın bana verdiği iki ders; çevreni gittikçe daralt, gereksiz kalabalıkların seni üzmesine izin verme. Franz Kafka

Ayrıca ben her zaman itibarı kişinin kendi emeğiyle kazanması taraftarıyım. Tırnaklarınla kazıyarak başarmalısın yaptığın her işi, emek vermelisin ki kıymeti olsun. Zira torpille kazanılan itibarın kaybı kolay olur, o itibar uzun soluklu kalıcı olmaz. Saman alevi misali!

"İtibarı kendi gücüne dayanmayan birinin, itibarı kadar zayıf ve istikrarsız bir şeyi yoktur."  Hükümdar, Machiavelli

Başarı bizi sevmeyen insanlar tarafından hasetlik, fesatlık, kıskançlık gibi kötü hasletleri doğurur.

Kendinde olmayan vasıfların sizde olması onları rahatsız eder. Yıllarca hiçbir şekilde adından bahsettiremeyenler, sizin adınızın duyulmasını hazmedemezler, kabul edemezler.

Layık olmadan makam sahibi olanlar; astlarını ısırıp, üstlerine kuyruk sallarlar. İmam Gazali

Zamanla da bizim başarımızı kabullenemeyen insanlar, bizin adımızı silmeye uğraşırlar, bunu başaramayınca da karalamaya başlarlar. Aslında bu insanlar sizden bahsederken kendini anlatıyorlar.

Yaşa ki daha neler göreceksin derler ya işte öyle yaşayalım bakalım daha ne insanlar göreceğiz. 

Gözünüzün görmediğine, kulağınızın şahit olmasına, izin vermeyin! Kalbinizin hissetmediğini, ağzınızın söylemesine izin vermeyin. (Alıntı)

Bir düşmanı affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydır diyor; Che Guevara

İnsanların kalbini yormayın, kalbi yorgun olanın dili keskin olurmuş. Ya kalbi yorgunun yanında olmayacaksınız, yâda yanında olduğunuz kalbi yormayacaksınız durum bu kadar basit aslında. 

Ne zaman ki kendine değer vermeyi öğrenirsen işte ancak o zaman seni hak etmeyen insanları hayatından çıkarmayı başarabilirsin. Sen önce kendine değer vereceksin.

Nietzsche diyor ki; “İnsanın kendine dayanabilmesi ve boşluğa düşmemesi için kendini gerçekten sevmesi gerekir." Her şey insanın kendini sevmesi ile başlar. Çünkü içinde olmayan şeyi başkasına veremezsin. Çünkü sen seni sevmezsen. Karşındaki insan, seni neden sevsin?

Sürekli kendimizi hatırlatarak birilerinin hayatında oluyorsak bence o hayatlardan artık çıkma zamanınız çoktan gelmişte geçiyor bile. Gerek yok kalbimizi yoran, kuru kalabalıklara, önceliği olmadığınız insanların önceliğimiz olmasına izin vermediğiniz sürece mutlu olabiliriz.

Aslında ara sıra kenara çekilip insanları seyretmek lazım, bakmak lazım kim de ne kadarız, kim bizde ne kadar? Diye. Biz ne sıkıntı yaşarsak yaşayalım, yüzümüzdeki  o tebessümümüzü kaybetmeden ve dik durup dikleşmeden kendimizden emin bir halde yaşamalıyız hayatımızı. 

Dünya denen bu misafirhanede, şuncacık huzurum, sükûnetim varsa ve hırsa kapılmıyorsam sebebi bu muhteşem ayettir...''Ne elinizden gidene, nede başınıza gelene üzülmeyin'' Ali-İmran/153

Bu hayat bana; birisinin durduk yere pencere açtıran derdi değil, nefessiz kaldığımda hayata tutunmak için koştuğu pencereden gördüğü gökyüzü olmasını öğretti. İnsan insana, her şeyden önce nefes veren o pencere olabilmelidir. (Alıntı) İnsan insanın yükünü hafifletmeli, yük olmamalıdır. İnsanları sevin, kinin öfkenin, nefretin, kıskançlığın sonu hüsrandır. 

Bir bardağı yere vurup kırıyorsun, parçalıyorsun. Ardından da bardağın kırık tarafıyla su içmek istiyorsun. Sonra da dudağın kanayınca şaşırıyorsun. Kusura bakma da öyle bir dünya yok. Şayet kırdıysan o bardak seni kanatır. Tamir etmediysen de keser. Sende sonuçlarına katlanırsın...

 “Sakın kişiliğinizi satıp, şunun-bunun sâyesinde bir yere gelmeye çalışmayın. “Sâye” gölge demektir. Gölgeye girenin gölgesi olmaz..!” Savaş Ş. Barkçin

Bu hayat çok kısa ve sadece kıymet bilenlerle yaşanacak kadar güzel.

Kıymet bilmeyenlere harcanmayacak kadar da değerlidir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selda Avcı - Mesaj Gönder

# para

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.