Ulaştığı Her Şeyin Nankörüdür…

Sözlük anlamı; Kendisine yapılan iyiliğin değerini, kıymetini bilmeyen olarak adlandırılır nankörlük.

Biz insanlar sevildiğimize emin olduğumuz andan itibaren nankörleşmeye başlarız.

Bu bütün insanların doğasında vardır. Ulaşana kadardır hevesimiz, daha sonra ne yazık ki bitiyor.

Çünkü insan yaratılıştan gelen özü itibariyle nankör bir varlıktır. Çiğ süt emmiş denir ya öyle işte!

Değer verdiğimiz birisine ondan vazgeçemeyeceğinizi hissettirdiğimiz andan itibaren artık vazgeçilen taraf biz olmaya başlarız. Aslında insan vazgeçmeyi de, veda etmeyi de, gidebilmeyi de bilmeli.

Örneğin; marka farkı gözetmeksizin bir arabamız olsun isteriz.

Arabayı alana kadar onun hayaliyle yatar kalkarız.

Gecemiz, gündüzümüz o arabaya ulaşmaya odaklanır.

Arabayı aldıktan bir müddet sonra ise hemen gönlümüz geçiverir.

Çünkü hedefimiz vardı ona ulaştık, artık onun bizim için hiç bir değeri kalmadı.

Hemen farklı marka ve modelde araçlara bakmaya başlar, değiştirmek isteriz.

O kadar heveslenerek almak için aylarca, yıllarca mücadele verdiğimiz araca ulaşınca bitmiştir.

Artık onu elde ettik, bizim için bir kıymeti kalmadığı için onu değersizleştirmeye başlarız.

O aracı gözden çıkarır hemen yeni araçlara bakmaya başlarız. Bir müddet sonra yeni alacağımız araçtan da gönlümüzün geçeceğini bile bile… Fıtratımız da var bu doyumsuzluk.

‘’İnsan yüreği bir sarkaç gibidir. İstediği noktaya ulaştığı anda tüm hızıyla tam tersi tarafa doğru kaymaya başlar’’ diyor Sait Faik. Bakın doyumsuzluk bundan daha iyi anlatılamazdı.

Neyi elde edersen, zihnin elde ettiğin şeyin tersine doğru evrilir. Ulaştığı her şeyin nankörüdür insan.

"Doğru kişi sevdiğimiz kişi anlamına gelmiyor ki. Şayet acı veriyorsa bütün yaptığın iyi niyetlerine rağmen her seferinde iyi niyetini suistimal ediyorsa, çok sevmiş olsanız da o yanlış insan demektir.

Bunu kabullenin çünkü ‘’doğru kişi hayatından bir şeyler çalan kişi değil, hayatına anlam katan kişidir."

Turgut Uyar binlerce dizeyi, tek bir cümleye sığdırmış; “Sevgim acıyor.” Sahiden, insanın sevgisini acıtan o hissi nasıl tarif edebilir başka türlü insan.

Bu durumlarda bir insan kızgın ya da kırgın olduğunda şefkat görmek ister.

Karşısında telaşlanan, mahcup olan bir insan görmek, çaba görmek ister.

Bunlar da talep edilmez ki böyle şeyler zaten içten gelir, insanlıkla alakalıdır.

Eğer gelmiyorsa da zaten bir problem vardır.

Yani kırdığını onarmayan, telafiye çabalamayan hiç kimseye hayatımızda yer vermemeliyiz!

Çünkü sevgi kelimelerle ifade edilmez, sadece hissettirilir.

Birinin sizi sevmediğini hissediyorsanız, bu kesinlikle doğru bir duygudur.

Sevgi, hata payı olabilecek bir histir.

Fakat sevgisizlikte bu pay kesinlikle yoktur.

Bu yüzden; istenmediği kapının eşiğinde durmak, insanın kendisine yapacağı en büyük saygısızlıktır.

Nedir ki bu mükemmel olma telaşı, Her şeyin en iyisini elde etme arzusu.

Hiç mi etrafa bakmadınız? Hiç mi kafanızı göğe çevirmediniz?

Gökyüzü bile birkaç bulutla güzeldir. Kusurları görmek yerine İnsanları sevmek gerekir. " (Alıntı)

Freud abinin dediği gibi : "Hatalı olduğunu anlamak ve özür dilemek sadece beynini kullanabilen insanlara özgüdür."

Bir insan kendini hatasız, kusursuz görüp beğenmeye başlayınca!

Bu durumlarda ben çok sıkılıyorum, hemen o ortamı terk etmek istiyorum.

Terk edemediğim durumlarda ise yüzünde "reklamı atla" butonu arıyorum... Saygıyla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selda Avcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.