Soğuk Kış Günlerinin Vazgeçilmezi Çorba

Çorba mutfağımızda çok önemli yer teşkil eder ve Türk mutfağı bu konuda dünyanın en zengin mutfaklarından biridir. Çorbanın tarihi, onun temel malzemelerinden biri olan tahıl ürünlerinin bulunduğu tarihlere kadar gitmektedir. Çorbanın medeniyetin beşiği olan Anadolu’dan çıktığı yönünde ciddi kanıtlar vardır. Arkeolojik araştırmalar, en eski çorbaların buğday ve bulgurdan yapıldığını gösteriyor. Bu iki ürünün anavatanının bu topraklar olduğu düşünülürse, söylem yanlış olmaz. Yakın coğrafyadaki tüm dillerde, çorbanın yakın seslerle karşılık bulması da bunun en önemli bir göstergesidir. Nitekim Kafkaslar, Ortadoğu, Orta Asya, Balkanlar ve Anadolu’da çorba, şorpa, çorba, corba, şorpo, şulpa ve hatta hurpa olarak biliniyor.

Çorbayı Türk ve Anadolu beslenme alışkanlıklarından ayrı bir yere koymak, farklı bir şekilde tanımlamak neredeyse imkânsızdır. Birçok bulgu, Türklerin çorba geleneğinin de çok eskiye dayandığını gösteriyor. Bugün sofralarımızda yer edinen bazı besin maddelerinin bize Orta Asya’dan miras kaldığı düşünülürse, bu besinlerden yapılan çorbaların kökeninin de aynı yere uzandığını düşünmek yanlış olmayacaktır.

Örneğin Türk mutfağında önemli bir yeri olan mercimeğin kökleri Orta Asya’dadır. Bu nedenle çorbasının çıktığı bölge de aynıdır. Türklerin yine Orta Asya döneminden aşina olduğu ve normal yemeklerin dışında çorbalara malzeme yaptığı bir diğer besin de eriştedir. Orta Asya da kullanılan malzemeler ortak olduğundan Çin mutfağında yer olan birçok ürün bizim mutfağımızda da mevcuttur. Nitekim bizim erişte çorbamızın çok benzerleri Çin Mutfağında yaygın olarak görülüyor. Aynı kategoride bulunan “cehriye” çorbasını da bizdeki şehriye çorbasının atası olarak görmek gerekiyor. Özellikle çakırkeyif gecelerin vazgeçilmez çorbası işkembenin kökenleri de aynı şekilde Orta Asya’daki geçmişimizde saklı. Zira hayvanların iç organlarının kıymetli sayılması Türkler gibi göçebe ve avcılık kültürünün gelişkin olduğu toplumlarda görülüyor. İşkembe çorbası ve artık sofralardan kalkmış olan ciğer çorbasının kökleri de işte bu dönemlere kadar uzanıyor. Bunlara bir de at sırtında göçebe hayatı yaşayan Türklerin başlıca yiyeceklerinden olan yoğurttan elde edilen tarhanayı da eklemek gerekiyor.

Anadolu’ya yerleşimle birlikte her türlü meyve ve sebze yetiştirmeye elverişli topraklarda yaşam sürmenin Türk Mutfağında çorba kültürünün gelişmesine çok önemli katkı sağladığını söylemek gerekmektedir. Zira yoğurtla yapılan bir çorbanın, farklı bölgelerde, sebze, et ya da bakliyatla yapılan birçok versiyonu olduğu gibi, sebzeyle yapılan bir çorbaya başka bir bölgede taneli bir tahılın eklendiğine de şahit olabiliyorsunuz. Ama araştırmacıların yaptığı kategorilendirmeye bakıldığında, Türk çorbalarının unlu, taneli, sebzeli, su ürünlü ve sakatatlı çorbalar olmak üzere yaklaşık 300 çeşide sahip olduğu tahmin edilmektedir.

Osmanlı, Türklerin Anadolu’da yerleşik yaşama geçişinin tüm yansımalarını ifade eden gelişme ve zenginleşme dönemidir. Bu bağlamda, her alanda olduğu gibi, yemek kültürü ve özellikle de çorba kültürü Osmanlı döneminde en önemli gelişmelerini yaşamış. Bu dönem boyunca bir taraftan yerleşik hayata geçen Türkler, bulundukları yerlerde Türk yemek kültürüyle Bizans Mutfağını sentezlerken, bir taraftan da özellikle saray çevresinde yeni yemekleri ve de çorbaları icat etmişlerdir. Bu bakımdan Osmanlı dönemi, çorba kültürünün baş tacı edildiği bir zenginleşme dönemidir.

Tam bir kalp dostu olan mercimek çorbası Kalp krizi geçirme olasılığını minimuma indirmekle birlikte tam bir besin deposudur diyebiliriz. Yüksek tansiyonu olan hastalara şiddetle önerilmektedir. Zengin potasyum kaynağını bulundurması tansiyonun düşmesine neden olmaktadır. Ayrıca zengin demir sayesinde kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. 

  Özellikle soğuk kış aylarında insanın içini ısıtma özelliği sayesinde bireyler tarafından limonla birlikte güzel bir sabah kahvaltısı işlevi de görebilen ezogelin çorbası, vücudu zinde tutmanın yanında sabah tüketildiği taktirde ferahlık ve güç kuvvet de vermektedir. Özellikle gözler için zengin besin değeri içermektedir. Hekimler tarafından annelere şiddetle tavsiye edilmektedir. Anne sütünün büyük oranda artış göstermesine ve besin değeri bakımından zenginleşmesine katkı sağlamaktadır.

  İçerisinde yüksek oranda yoğurt bulunması ve yoğurdun da insan vücuduna büyük katkı veren besinlerden olması dolayısıyla, yayla çorbasının bünyeye katkısı biraz daha fazladır. Diyabet hastalarının sıklıkla yoğurt kullanması gerektiğinden onlar için yayla çorbaları biçilmiş kaftandır. Karın bölgesinde kilo kaybı yaşamak isteyen özellikle bayanların vazgeçilmezi yayla çorbası olmalıdır. Sindirimi ve tüketimi kolay olduğundan tokluk hissi yaratarak vücutta yağ kaybına yol açar ve zayıflamanızı sağlayacaktır. Yoğurt, vücuda giren mikropların atılmasında ve bağışıklık sisteminin düzenli korunmasına büyük katkı sağlamaktadır.

Kış aylarında olduğumuz şu zamanlarda griplerden korunmak için tavuk çorbası doğal ilaç olarak uzmanlar tarafından önerilmektedir. Tavuk ve et suyu ile yapılan çorbalar bünyenin kendine gelmesine imkân sağlarken antibiyotik rolü de üstlenmektedirler. Çorbanın içerisinde bulunan tavuk suyu ve tanecikleri protein verdiği gibi bünyenin güçlenmesine ve zinde kalmasına yardımcı olacaktır.

Besin değeri ve vücuda kattıkları ile tam bir sağlık abidesi diyebileceğimiz Türk mutfağının en önemli çorbasıdır tarhana. Doğal olarak hazırlanan tarhana çorbası diğer çorbalara kıyasla grip ve diğer hastalıklarda daha fazla etki göstermektedir. Bağırsakların dolaşımı başta olmak üzere özellikle kilo alamayan bireyler için önerilen tarhana çorbası, iştah acıcı özelliği ile ön plana çıkmaktadır. Kış aylarında sofraların en çok tercih edilen çorbalarının başında gelmektedir. Bebeklerin tüketilmesi hekimlerce şiddetle tavsiye edilen tarhana çorbası süt ve süt ürünleri ile arası olmayan hastalar için de vazgeçilmez bir besin kaynağı olmaktadır.

Mutfak kültürümüzde bu denli köklü geçmişe ve kültüre dayanan çorbalarımızın onlarca belki de yüzlercesi günümüz modern mutfak anlayışında kaybolmaya yüz tutmuştur. Çorba, mutfağımızın en önemli kültürel değerlerinden biri belki de birincisidir. Bu sebeple bölge bölge çorba tarifleri toplanmalı, tasnif edilmeli ve kayda geçmelidir. Birçok aile mutfağında hazır çorbaların yerini aldığı günümüzde bu değerimizin kaybolmasına izin verilmemelidir.

Saygılarımla...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tahir Tekin Öztan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Time Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Time hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Time editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Time değil haberi geçen ajanstır.